“Kuyu Tipi” Cezaevinde Ağır Koşullar
Erzurum Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu, yapısı itibarıyla “kuyu tipi” olarak adlandırılan yüksek güvenlikli cezaevlerinden biri. Üç katlı yapıda her katta ayrı koğuşlar bulunurken, avluları çevreleyen duvarların yüksekliği yaklaşık 13 metreyi buluyor. Bu yapı nedeniyle avlular, adeta derin bir kuyunun içerisini andırıyor.
Alparslan Hoca’nın avlusunda bulunduğu sırada yaşadığı şartları aktaran avukatının paylaşımları, bu yapının mahpuslar üzerindeki fiziksel ve psikolojik etkisini de gözler önüne seriyor.
Avukatı, Alparslan Hoca’nın kaldığı cezaevinin “kuyu tipi” yapısını ve burada yaşadığı koşulları şu ifadelerle anlattı:
“Erzurum Dumlu Cezaevinde tutuklu bulunan Alparslan Hoca’nın cezaevi koşullarından bahsetmek istiyorum.
Kaldığı cezaevi yüksek güvenlikli olup ‘kuyu tipi’ olarak adlandırılan yapıya sahip. 3 katlı ve her katta ayrı koğuşlar bulunuyor. Avlusundaki duvarların yüksekliği 13 metre civarında. Dolayısıyla adeta kuyunun içinde gibi hissettiriyor. Güneşin en tepede olduğu esnada dahi güneş zemine ulaşmıyor.
Güneşten istifade edebilmek için bazen sandalye üzerine çıkarak ellerini güneş ışıklarına doğru uzattığından bahsetti. Gökyüzünü ancak başını tamamen yukarı doğru kaldırdığında görebiliyor. Nezaretteyken 3 gün tahta üzerinde yattığı için boynu tutulmuş, bundan dolayı ilk günlerde gökyüzüne bakamamış.”
“Buraya Kuşlar Bile İnemiyor”
Avukat Hakseven, paylaşımının devamında Alparslan Hoca’nın kuşlarla ilgili anlattığı dikkat çekici bir ayrıntıya da yer verdi:
“F tipinde kalırken kuşlar avluya geliyormuş. Fakat burası o kadar derin ki avluya kuşlar bile inemiyor. Kuşlar için ekmeği biraz ıslatıp çatıya fırlatıyormuş. Çatı çok yüksek olduğu için ulaştırabilmek için epey çaba sarf ediyor. Hatta bir defasında kolu incinmiş.
Geçen gün kuşlara ekmek atmayı geciktirince o gün ilk defa avlusuna bir kuş inip hemen geri uçmuş. ‘Adeta bugün geç kaldın der gibiydi’ dedi.”
“Allah’tan Güzeli Yok”
Avukat Hakseven, Alparslan Hoca’nın yaşadığı tüm bu zorluklara rağmen Allah’a olan teslimiyetini ve davaya bakışını anlatırken duygulandığını da aktardı:
“Allah’ı düşünerek söylediği şu cümlelerde gözleri doldu:
‘Hep konuşan ama işin içinde olmayan insanlar hiçbir zaman cennetin güzelliğini, davanın kıymetini anlamadılar. Halbuki Allah’tan güzeli yok.’”
“Kendimden Çok Onlara Dua Ediyorum”
Alparslan Hoca’nın cezaevindeki diğer arkadaşlarını da her namazında dualarında andığını belirten Hakseven, bu sözleri de şöyle aktardı:
“Her namazlarında diğer cezaevinde olan talebeleri için dua ettiğinden bahsetti.
‘Beş vakit namazlarımda hep arkadaşlar için dua ediyorum. Kendimden çok onlara dua ediyorum. Eşime bile iki üç defa dua etmişimdir.’ dedi.”
“En Azından Makas Verselerdi…”
Alparslan Hoca’nın cezaevinde yaşadığı sıkıntılardan biri de kişisel bakım ihtiyaçlarının karşılanmaması. Avukat Ömer Hakseven, bu durumu da şu sözlerle aktardı:
“Saçları epey uzamış, rahatsız ediyor kendisini. Sakalları da aynı şekilde. ‘En azından makas verselerdi sakalımı düzeltirdim’ diye düşünüyor.”
“Taş Gibiyim!”
Hakseven, tüm bu zorlu şartlara rağmen Alparslan Hoca’nın moralinin nasıl olduğunu da aktarırken, kendisine yöneltilen “Nasılsınız?” sorusuna verdiği cevabı paylaştı:
“Tüm bu sıkıntılara rağmen ‘Nasılsınız?’ diye sorulduğunda hep ‘Taş gibiyim’ diye cevap veriyor.”
Ancak Alparslan Hoca’nın kendisini cezaevine gönderenlere ilişkin sözleri, yaşadığı bütün zorlukların ötesinde taşıdığı iman ve teslimiyeti bir kez daha ortaya koyuyor:
“Kendisini cezaevine gönderenler için de şunu söylüyor:
‘Biz cennet bahçesindeyiz. Allah 12 metrekarelik hücreyi bize cennet yaptı. Onlar bunu anlamıyorlar...’”
Alparslan Hoca’nın 13 metrelik duvarlarla çevrili, güneş ışığının dahi zemine ulaşmakta zorlandığı “kuyu tipi” zindandaki sözleri, yaşadığı şartların ağırlığına rağmen imanını ve teslimiyetini kaybetmediğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Kuşlara ekmek ulaştırmaya çalışan, her namazında cezaevindeki arkadaşları için dua eden ve tüm bu şartlara rağmen kendisine “Nasılsınız?” diye sorulduğunda “Taş gibiyim” diyen Alparslan Hoca’nın sözleri ise yaşadığı zindanın onun için nasıl bir imtihan ve teslimiyet mekânına dönüştüğünü gösteriyor:
“Allah 12 metrekarelik kuyuyu bize cennet yaptı. Onlar bunu anlamıyorlar...”