20 Mart’taki Polis Şiddetinde 4 Yıl Sonra Dikkat Çeken Gelişme: Savcılık Emniyet’ten Yeniden İnceleme İstedi!

20 Mart 2022’de Adana’da Furkan Hareketi mensuplarına yönelik polis işkencesinin üzerinden 4 yılı aşkın süre geçtikten sonra Adana Cumhuriyet Başsavcılığı dosyada dikkat çeken bir adım attı. Savcılık, 5 Ağustos 2026 tarihli yazıyla Emniyet’ten bilirkişi raporunun yeniden incelenmesini, müdahale sırasında zor kullanma yetkisinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanılıp kullanılmadığının belirlenmesini ve varsa sorumlu kolluk görevlilerinin tespit edilmesini istedi.

Eklenme Tarihi: 20 Eyl 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 20 Eyl 2026
20 Mart’taki Polis Şiddetinde 4 Yıl Sonra Dikkat Çeken Gelişme: Savcılık Emniyet’ten Yeniden İnceleme İstedi!

Adana’da 20 Mart 2022 tarihinde Furkan Hareketi mensuplarının gerçekleştirmek istediği yürüyüşe yönelik polisin sokak işkencesiyle ilgili soruşturmada yıllar sonra dikkat çeken bir gelişme yaşandı. Adana Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosu, 5 Ağustos 2026 tarihli yazıyla Adana İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü’nden dosyanın yeniden incelenmesini istedi.

Savcılığın yazısında, soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunun yeniden değerlendirilmesi ve müdahale sırasında “zor kullanma yetkisinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanıp kullanılmadığının” belirlenmesi talep edildi. Yazıda ayrıca, kuvvet kullanıldığının tespit edilmesi halinde bunu gerçekleştiren kolluk görevlilerinin belirlenmesi istendi.

Bu talep, yıllar önce yaşanan hukuksuz müdahaleye ilişkin soruşturma dosyasındaki incelemenin savcılık tarafından yıllar sonra yeniden gündeme alındığını ortaya koydu.

20 MART’TA NE OLMUŞTU?

20 Mart 2022’de Adana’da Furkan Vakfı mensuplarının tutuklu bulunan gönüllüler için yürüyüş ve basın açıklaması yapmak istemesi sırasında polis müdahalesi gerçekleşmiş, olaylara ilişkin görüntüler kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Dönemin Adana Valiliği, müdahale sırasında iki polis memurunun orantısız güç kullandığının tespit edildiğini ve konuyla ilgili soruşturma başlatıldığını açıklamıştı.

Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise olay sonrasında “orantısız güç uygulamak, bizim yöntemimiz olmamalı idi” açıklaması yaparak masum vatandaşlara yönelik ağır müdahale gerçekleştirildiğini itiraf ederek soruşturma başlatıldığını duyurmuştu.

O gün çekilen görüntülerde polislerin gruba cop, biber gazı ve diğer müdahale araçlarıyla müdahale ettiği görülmüş; olay, farklı siyasi aktörlerin de tepkisine neden olmuştu.

EMNİYET’TEN YILLAR SÜREN GECİKMELİ CEVAP

Dosyanın geçmişinde de dikkat çeken bir gecikme bulunuyor.

2023 yılnda savcılığın Emniyet’ten müdahalede bulunan ve yaralama eylemi gerçekleştiren kolluk görevlilerinin tespit edilmesini istediği, ancak Emniyet’in 9 aydan uzun süre savcılığa yanıt vermediği belirtilmişti.

Şimdi ise savcılığın 5 Ağustos 2026 tarihli yeni yazısı, soruşturmanın yıllar sonra yeniden aynı noktaya geldiğini gösteriyor.

28 ŞUBAT ZİHNİYETİ HALA İŞ BAŞINDA!

20 Mart’ın üzerinden dört yılı aşkın süre geçti. Savcılık hâlâ “kim, ne kadar güç kullandı?” sorusunun cevabını arıyor.

Dün ise Furkan Hareketi mensuplarına yönelik polisin sokak işkencesinden yeni bir olay meydana geldi.

Peki, 2022'de yaşananların hesabı yıllar sonra bile sorulamıyorsa, bugün yaşananların akıbeti ne olacak?

İsimler değişiyor, yıllar geçiyor; ancak vatandaşın sokakta polis şiddetiyle karşı karşıya kaldığı görüntüler değişmiyor.

Dün Adana'da yapılan basın açıklaması sonrası herhangi bir taşkınlık çıkarmadan akşam namazını kılmak üzere camiye gitmek isteyen vatandaşlar, polisin işkenceye varan müdahalesiyle karşılaşıyor, biber gazına maruz kalıyor, ters kelepçeyle gözaltına alınıyor.

Yıllardır İslami kimliğiyle kamusal alanda var olan, ders halkaları düzenleyen, adalet talebiyle yürüyüşler gerçekleştiren insanların karşı karşıya kaldığı müdahaleler 28 Şubat zihniyetinin bugün hala devam ettiğini ortaya koyuyor.

Aradan geçen 4 yılı aşkın zamana rağmen 20 Mart dosyasında hala sorumluların tespit edilmeye çalışılması ve dün Adana’da benzer görüntülerin yeniden ortaya çıkması, Furkan Hareketi mensuplarına yönelik polis müdahalelerinin hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde denetlenmesi konusunu bir kez daha gündeme getirdi.