ALPARSLAN HOCA’NIN KOĞUŞUNA BASKIN SKANDALI! BASKI VE YILDIRMA CEZAEVİNDE DE SÜRÜYOR!

Erzurum Dumlu Cezaevi’nde hukuksuzca tutuklu bulunan Alparslan Hoca’nın koğuşuna skandal baskın! Arama sırasında koğuşundaki eşyalar dağıtılırken, dava dosyaları föyler halinde bırakıldı. Saçma bir gerekçeyle mavi klasörlere el konuldu. İşte ayrıntılar...

Eklenme Tarihi: 17 Eyl 2026
3 dk okuma süresi
Güncelleme Tarihi: 17 Eyl 2026
ALPARSLAN HOCA’NIN KOĞUŞUNA BASKIN SKANDALI! BASKI VE YILDIRMA CEZAEVİNDE DE SÜRÜYOR!

Furkan Hareketi Lideri Alparslan Kuytul Hoca’nın, Erzurum Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’nda hukuksuzca tutuklu bulunduğu koğuşuna skandal bir baskın düzenlendiği paylaşıldı. Arama sırasında koğuştaki eşyalar dağıtılırken, dava dosyalarının bulunduğu klasörler ve mavi dosyaların alındığı, dosyalardaki evrakların klasörlerinden çıkarılarak föyler halinde bırakıldığı aktarıldı.

Alparslan Hoca’nın avukatı Ömer Hakseven, koğuş baskını sırasında yaşananları X hesabı üzerinden kamuoyuyla paylaştı:

"Arama bahanesiyle koğuşundaki bütün eşyaları dağıtmışlar. Hatta Alparslan Hoca'ya terliğini çıkarttırıp çorabının içini dahi incelemişler! Elbiselerini dedektörle aramışlar. Verdiğim dosya klasörlerini ve mavi dosyaları alıp bütün evrakları föyler halinde bırakmışlar."

DOSYALARIN KOĞUŞA GİRİŞİ BİLE KONTROLLÜYDÜ

Avukatın aktardığı bilgilere göre Alparslan Hoca’ya, kendisine karşı açılan davalarla ilgili dosyalar iki güne bölünerek teslim edildi.

Dosyaların emanet eşyadan değil, bizzat avukatı tarafından teslim edilebileceği söylendi. İlk gün götürülen dosyalar koğuşa giriş sırasında cezaevi görevlileri tarafından alındı ve incelendikten sonra teslim edileceği belirtildi.

İkinci gün götürülen dosyaların ise koğuşa alınmasına izin verildi. Alparslan Hoca, dosyaları koğuşuna bıraktı.

Ancak dosyaların koğuşa girmesinden yalnızca bir gün sonra koğuşa skandal bir baskın düzenlendi.

Üstelik bir gün öncesinde koğuşa rutin arama yapılmıştı.

KOĞUŞ ALTÜST EDİLDİ, DOSYALARIN EVRAKLARI DAĞITILDI

Yapılan aramada Alparslan Hoca’nın koğuşundaki eşyaların dağıtıldığı, dava dosyalarının bulunduğu klasörler ile mavi dosyaların alındığı aktarıldı.

Dosyaların içerisindeki evraklar klasörlerinden çıkarılarak föyler halinde bırakıldı.

Aramanın kapsamı bununla da sınırlı kalmadı. Alparslan Hoca’ya terliğini çıkarttırıp çorabının içinin dahi kontrol edildiği, elbiselerinin ise dedektörle arandığı belirtildi.

Ortaya çıkan bu uygulama, aramanın yöntemi ve insan onuruna uygunluğu açısından ciddi soru işaretleri doğurdu. Bir tutuklunun terliğini çıkartıp çorabının içinin dahi kontrol edilmesi ve kıyafetlerinin dedektörle aranması, uygulanan yöntemin hangi güvenlik gerekçesine dayandığını sorgulattı!

“TEHLİKE ARZ EDİYOR” DENİLEN ŞEY DOSYADAKİ KÜÇÜK DEMİR!

Dosyaların alınmasına gerekçe olarak ise mavi dosyaların içerisindeki sabitleyici demir gösterildi.

Avukat yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

"Gerekçe ise mavi dosyalarda bulunan sabitleyici demir! Tehlike arz ediyormuş, bunun yerine kantinde satılan dosyalardan alınabilirmiş. Bıçak, çatal, jilete müsaade ediliyor fakat mavi dosya içindeki küçük demir tehlikeliymiş.

Bunların bahane olduğu ortadadır. Tutuklandığı günden itibaren Alparslan Hoca'ya sistemli şekilde yıldırma politikası uygulanıyor."

Ancak ortaya çıkan tablo dikkat çekici:

Bıçak, çatal ve jilet gibi eşyaların kullanımına izin verilirken, mavi dosyanın içerisindeki küçük bir sabitleyici demir “tehlike” olarak değerlendiriliyor.

Üstelik bu gerekçeyle yalnızca dosyanın kendisini almakla kalmayıp içerisindeki dava evrakları da klasörlerinden çıkarılarak dağıtılıyor.

Alparslan Hoca’nın tutukluluk sürecinde maruz kaldığı uygulamalar, fiziksel bir müdahalenin ötesinde sürekli rahatsız etme, yıldırma ve bulunduğu yeri yaşanmaz hâle getirme boyutuna ulaşıyor.

Cezaevindeki yaşamını her geçen gün daha da zorlaştırmak; koğuşunu dağıtmak, eşyalarını altüst etmek ve en küçük ayrıntıyı dahi baskı aracına dönüştürmek, ceza infazı sınırlarını aşan bir uygulama yapıldığını gözler önüne seriyor. Yaşananlar, Alparslan Hoca’nın cezaevindeki yaşamının sistematik biçimde zorlaştırıldığı ve üzerinde baskı kurulduğu yönündeki soru işaretlerini güçlendiriyor.